<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>

<rss xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:taxo="http://purl.org/rss/1.0/modules/taxonomy/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">
<channel>

<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" href="http://www.kuzeyhaber.com/yazar/rss" rel="self" type="application/rss+xml" />
<title>Kuzey Haber | Samsun Haber | Yazarlar RSS Yazıları</title>
<link>http://www.kuzeyhaber.com/yazarlar</link>
<description>Samsun Haber, Türkiye ve dünya gündemini takip edebileceğiniz hızlı ve güvenilir haber kaynağı</description>
<copyright>© Copyright 2016 KUZEYHABER İnternet Haberciliği Reklam ve Danışmanlık</copyright>
<lastBuildDate>Sat, 11 Apr 2026 11:21:23 +0300</lastBuildDate>
<item><category>Ferhan TOPRAK</category><title>Ferhan TOPRAK - HAYATLARA DOKUNAN KADINLAR..</title><pubDate>Sun, 23 Oct 2022 11:35:37 +0300</pubDate><link>http://www.kuzeyhaber.com/yazar-yazisi/hayatlara-dokunan-kadinlar/15424</link><guid>http://www.kuzeyhaber.com/yazar-yazisi/hayatlara-dokunan-kadinlar/15424</guid><media:content url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/20_ferhan-toprak_OR9M22AT.jpg" type="image/jpeg" lang="tr" /><media:thumbnail url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/20_ferhan-toprak_OR9M22AT.jpg" /><enclosure url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/20_ferhan-toprak_OR9M22AT.jpg" length="50000" type="image/jpeg" /><description>&lt;img src="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/20_ferhan-toprak_OR9M22AT.jpg" title="HAYATLARA DOKUNAN KADINLAR.." alt="HAYATLARA DOKUNAN KADINLAR.." style="padding:5px;" width="300" align="left" border="0"&gt;<div>Yazıma "Kadın isterse dünyayı değiştirir " sözüyle başlamak istiyorum.Biz kadınlar ,istersek dünyayı bile yeniden şekillendirecek güce sahip olduğumuz  örnekleriyle sabittir.Bu gücümüzün kaynağı,Allah'ın bizlere sunduğu ,en büyük mucizesi "doğurganlık"özelliğimiz değil midir?Kendi tarihimize dönüp baktığımızda ,dünyayı değiştiren kadınlarımıza en güzel örnek ZÜBEYDE HANIMDIR.Dünyaya gelmesine vesile olduğu MUSTAFA KEMAL ATATÜRK,sadece Türkiye'nin değil,dünyanın kaderini de değiştirmiştir.</div>
<div>Burada mutlaka somut,bedeni bir güçten ziyade,manevi güçten söz ediyoruz.Merhametle,sevgiyle yapılan  küçücük bir iyilik, bir kişinin dünyasını değiştirirken ,o kişinin ilişkili olduğu pek çok insanında dünyasında umut,ışık oluyor.İyilik kelebek etkisi yaratıyor.Bunu görmek için çok uzaklara gitmeden,çevremize bakalım.Dokunduğu hayatlara can veren,hayat denen zorlu yollara sevgiyle,merhamet dolu kalpleriyle umut taşları döşeyen ,pek çok kadınımızı  görebiliyoruz .Bu fedakar kadınlar,sadece insanlar için değil,bütün canlılar için özveriyle çabalıyor.</div>
<div>Sözünü ettiğim kadınlar;yapmış oldukları projelerde, öncelikle hiçbir beklentisi olmayan,menfaat gütmeden,çıkar ilişkisine girmeyen,kendini iyiliğe,insanların dertlerine ,çıkmazlarına çözüm üreten,yaralarına merhem olan,bunun için günlerce koşturan,hayatlarını,bütün enerjisini insanlığa adarken,"bu benim ibadetim"diyecek kadar da mütevazı olan kadınlar.!..</div>
<div>Dürüstçe,elimizi vicdanımızın sesine kulak verip, kendimize soralım.Kaç tanemiz bu fedakarlığı yapabiliyoruz?</div>
<div>Günümüzde "iyiliğin"bile amaçlara ulaşmak için bir araç olarak kullanıldığına sıkça rastlıyoruz.Mesela;kariyer planlamasında çok revaçta olan bir yöntem.Bazı kişilerin ,İnsanlara yardım, çözüm üretme adı altında eylemlerde bulunarak,sosyal medya aracılığı ile ön plana çıkmak,destek oldukları kişilerin resim ve haberlerini paylaşarak kamuoyu oluşturmak,sosyal çevresini genişletmek,nüfus ticareti yapmak  öncelikli hedefleri oluyor .Bu kınanacak  bir yöntem mi?Hayır!Toplum bunu normal gördüğü ,kabul ve itibar ettiği sürece tercih edilecektir.</div>
<div>Ancak Ömrü,bu yolu benimseyen insanların hedeflerine ulaşıncaya kadar sürecek ,yardım ve destek görenlerde bu tiyatronun figüranı olarak kayıtlara geçecektir.Gerçekte iyilik yapıldığında ,her iki tarafta fayda görürse sakıncası yoktur.Ancak;yardım ediyor görüntüsü verilerek,içeriği boş,algı yaratan ,somut katkısı olmayan,sadece görüntüden ibaret eylemlerde  bulunarak,ihtiyaç sahiplerinin duygularının sömürülmesi , kullanılması hem ahlaki,hemde vicdanen  etik değildir.Ne yazık ki bu tür insanlar bazı çevrelerce kabul görüp,taktir ediliyor.Bununda temelinde,yine karşılıklı menfaat ilişkisinde ki beklentilerin karşılanması yatıyor.</div>
<div>En yakın çevremde hayata dokunan bir kadın ;Sokak hayvanlarımın meleği,Havva Gün.Gönüllü hayvan severler ekibimizle,imkansızlıklar içinde  mücadele ediyoruz.Bu yolda yerel yönetimlere Türkiye genelinde  sitemimiz,gönül kırıklığımız çok !Hani diyoruz,sokak hayvanları seçmen olup oy kullanabilselerdi!Böyle çaresiz,desteksiz kalır mıydık?Tabiki HAYIR!Biz gönüllüler, yerel yönetimin sokak hayvanları konusundaki yükümlülüklerini üstlenen,işlerine önemli ölçüde katkı sağlayan , gönüllü  bireyler olarak destek olurken,aynı duyarlılığı maalesef onlarda göremiyoruz..Artık kimseden bir talepte bulunmama kararı alarak,söz hakkı bize düştüğünde cevabımızı vermeye organize  olduk.Bizler kimseden şahsi menfaatimiz ,çıkarımız için talepte bulunmuyoruz.Yasal sorumluluk ve görevlerini yerine getirmelerini istiyoruz.</div>
<div></div>
<div>Hayatlara dokunan "BİR KADIN"daha var ki;onun hikayesi 1994 yılında Bafra'da bir çocuğumuza HİNDİSTAN'da böbrek nakliyle başlıyor.BİRSEN YÖRÜK ÇALIŞKAN..Yıldırım Bekçi'nin konseriyle topladığı 17.000.Doları(bugünkü değeri 315 bin lira)toplayarak projesini hayata geçiriyor.Bir çocuk hayat buluyor, anne,baba,kardeşler yeniden yaşama sevinciyle umutlanıyor,acıları diniyor..Sonrasında ,bir kitaba ilham olacak ,saymakla bitmeyecek ,engelli,engelsiz,çocuk,büyük,yaşlı, Genç,yüzlerce insanın hayatına maddi ,manevi desteği ile melek misali  KANAT çırpıyor .Neler yapmıyor ki?Kan bağışı aracılığından,engellilere akülü,aküsüz araç temini,okullara  itap, kütüphane,kıyafet,öğrenci burs desteği gibi bir çok projeye imza atıyor. Yağmur,çamur,kar,kış demeden deliler gibi koşturuyor.Bütün bu fedakarlıkları ,"BENİM İNSANLIK İÇİN YAPTIĞIM İBADETİM"diye özetliyor.Karşılığı ise sadece dokunduğu insanların duaları ve minnet duyguları.Bütün bunları ALLAH RIZASI,İNSAN OLDUĞU İÇİN,İNSANLIK adına yapıyor.Tek başına,dernek gibi çalışıyor,koşturuyor.</div>
<div></div>
<div>İyilik meleği Birsen Yörük Çalışkan  gibi iyi niyetle HAYATLARA DOKUNAN bütün  KADINLARIMIZA sonsuz teşekkürlerimizi iletiyoruz. ..İyiki VARSINIZ! ...Bizlere, sizlere köstek değil ,dualarımızla,maddi manevi gücünüzün el verdiğince destek olmak  düşüyor .Bu kutsal hizmet yolunda, hak ettiğiniz DEĞERİ vermek,saygı duymak insani sorumluluğumuz.</div>
<div>Sevgi ve saygılarımla</div>
<div id="_mcePaste" class="mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">
<div id="_mcePaste" class="mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">HAYATLARA DOKUNAN KADINLAR..!</div>
<div id="_mcePaste" class="mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">Yazıma "Kadın isterse dünyayı değiştirir " sözüyle başlamak istiyorum.Biz kadınlar ,istersek dünyayı bile yeniden şekillendirecek güce sahip olduğumuz  örnekleriyle sabittir.Bu gücümüzün kaynağı,Allah'ın bizlere sunduğu ,en büyük mucizesi "doğurganlık"özelliğimiz değil midir?Kendi tarihimize dönüp baktığımızda ,dünyayı değiştiren kadınlarımıza en güzel örnek ZÜBEYDE HANIMDIR.Dünyaya gelmesine vesile olduğu MUSTAFA KEMAL ATATÜRK,sadece Türkiye'nin değil,dünyanın kaderini de değiştirmiştir.</div>
<div id="_mcePaste" class="mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">Burada mutlaka somut,bedeni bir güçten ziyade,manevi güçten söz ediyoruz.Merhametle,sevgiyle yapılan  küçücük bir iyilik, bir kişinin dünyasını değiştirirken ,o kişinin ilişkili olduğu pek çok insanında dünyasında umut,ışık oluyor.İyilik kelebek etkisi yaratıyor.Bunu görmek için çok uzaklara gitmeden,çevremize bakalım.Dokunduğu hayatlara can veren,hayat denen zorlu yollara sevgiyle,merhamet dolu kalpleriyle umut taşları döşeyen ,pek çok kadınımızı  görebiliyoruz .Bu fedakar kadınlar,sadece insanlar için değil,bütün canlılar için özveriyle çabalıyor.</div>
<div id="_mcePaste" class="mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">Sözünü ettiğim kadınlar;yapmış oldukları projelerde, öncelikle hiçbir beklentisi olmayan,menfaat gütmeden,çıkar ilişkisine girmeyen,kendini iyiliğe,insanların dertlerine ,çıkmazlarına çözüm üreten,yaralarına merhem olan,bunun için günlerce koşturan,hayatlarını,bütün enerjisini insanlığa adarken,"bu benim ibadetim"diyecek kadar da mütevazı olan kadınlar.!..</div>
<div id="_mcePaste" class="mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">Dürüstçe,elimizi vicdanımızın sesine kulak verip, kendimize soralım.Kaç tanemiz bu fedakarlığı yapabiliyoruz?</div>
<div id="_mcePaste" class="mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">Günümüzde "iyiliğin"bile amaçlara ulaşmak için bir araç olarak kullanıldığına sıkça rastlıyoruz.Mesela;kariyer planlamasında çok revaçta olan bir yöntem.Bazı kişilerin ,İnsanlara yardım, çözüm üretme adı altında eylemlerde bulunarak,sosyal medya aracılığı ile ön plana çıkmak,destek oldukları kişilerin resim ve haberlerini paylaşarak kamuoyu oluşturmak,sosyal çevresini genişletmek,nüfus ticareti yapmak  öncelikli hedefleri oluyor .Bu kınanacak  bir yöntem mi?Hayır!Toplum bunu normal gördüğü ,kabul ve itibar ettiği sürece tercih edilecektir.</div>
<div id="_mcePaste" class="mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">Ancak Ömrü,bu yolu benimseyen insanların hedeflerine ulaşıncaya kadar sürecek ,yardım ve destek görenlerde bu tiyatronun figüranı olarak kayıtlara geçecektir.Gerçekte iyilik yapıldığında ,her iki tarafta fayda görürse sakıncası yoktur.Ancak;yardım ediyor görüntüsü verilerek,içeriği boş,algı yaratan ,somut katkısı olmayan,sadece görüntüden ibaret eylemlerde  bulunarak,ihtiyaç sahiplerinin duygularının sömürülmesi , kullanılması hem ahlaki,hemde vicdanen  etik değildir.Ne yazık ki bu tür insanlar bazı çevrelerce kabul görüp,taktir ediliyor.Bununda temelinde,yine karşılıklı menfaat ilişkisinde ki beklentilerin karşılanması yatıyor.</div>
<div id="_mcePaste" class="mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">En yakın çevremde hayata dokunan bir kadın ;Sokak hayvanlarımın meleği,Havva Gün.Gönüllü hayvan severler ekibimizle,imkansızlıklar içinde  mücadele ediyoruz.Bu yolda yerel yönetimlere Türkiye genelinde  sitemimiz,gönül kırıklığımız çok !Hani diyoruz,sokak hayvanları seçmen olup oy kullanabilselerdi!Böyle çaresiz,desteksiz kalır mıydık?Tabiki HAYIR!Biz gönüllüler, yerel yönetimin sokak hayvanları konusundaki yükümlülüklerini üstlenen,işlerine önemli ölçüde katkı sağlayan , gönüllü  bireyler olarak destek olurken,aynı duyarlılığı maalesef onlarda göremiyoruz..Artık kimseden bir talepte bulunmama kararı alarak,söz hakkı bize düştüğünde cevabımızı vermeye organize  olduk.Bizler kimseden şahsi menfaatimiz ,çıkarımız için talepte bulunmuyoruz.Yasal sorumluluk ve görevlerini yerine getirmelerini istiyoruz.</div>
<div id="_mcePaste" class="mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">Hayatlara dokunan "BİR KADIN"daha var ki;onun hikayesi 1994 yılında Bafra'da bir çocuğumuza HİNDİSTAN'da böbrek nakliyle başlıyor.BİRSEN YÖRÜK ÇALIŞKAN..Yıldırım Bekçi'nin konseriyle topladığı 17.000.Doları(bugünkü değeri 315 bin lira)toplayarak projesini hayata geçiriyor.Bir çocuk hayat buluyor, anne,baba,kardeşler yeniden yaşama sevinciyle umutlanıyor,acıları diniyor..Sonrasında ,bir kitaba ilham olacak ,saymakla bitmeyecek ,engelli,engelsiz,çocuk,büyük,yaşlı,</div>
<div id="_mcePaste" class="mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">Genç,yüzlerce insanın hayatına maddi ,manevi desteği ile melek misali  KANAT çırpıyor .Neler yapmıyor ki?Kan bağışı aracılığından,engellilere akülü,aküsüz araç temini,okullara kitap,kütüphane,kıyafet,öğrenci burs desteği gibi bir çok projeye imza atıyor. Yağmur,çamur,kar,kış demeden deliler gibi koşturuyor.Bütün bu fedakarlıkları ,"BENİM İNSANLIK İÇİN YAPTIĞIM İBADETİM"diye özetliyor.Karşılığı ise sadece dokunduğu insanların duaları ve minnet duyguları.Bütün bunları ALLAH RIZASI,İNSAN OLDUĞU İÇİN,İNSANLIK adına yapıyor.Tek başına,dernek gibi çalışıyor,koşturuyor.</div>
<div id="_mcePaste" class="mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">İyilik meleği Birsen Yörük Çalışkan  gibi iyi niyetle HAYATLARA DOKUNAN bütün  KADINLARIMIZA sonsuz teşekkürlerimizi iletiyoruz. ..İyiki VARSINIZ! ...Bizlere, sizlere köstek değil ,dualarımızla,maddi manevi gücünüzün el verdiğince destek olmak  düşüyor .Bu kutsal hizmet yolunda, hak ettiğiniz DEĞERİ vermek,saygı duymak insani sorumluluğumuz.</div>
<div id="_mcePaste" class="mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">Sevgi ve saygılarımla</div>
</div>&lt;/span&gt;</description></item><item><category>Mine AKTAŞ</category><title>Mine AKTAŞ - Korona Günleri</title><pubDate>Fri, 03 Apr 2020 21:48:12 +0300</pubDate><link>http://www.kuzeyhaber.com/yazar-yazisi/korona-gunleri/7101</link><guid>http://www.kuzeyhaber.com/yazar-yazisi/korona-gunleri/7101</guid><media:content url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/19_mine-aktas_GD9H53RC.jpg" type="image/jpeg" lang="tr" /><media:thumbnail url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/19_mine-aktas_GD9H53RC.jpg" /><enclosure url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/19_mine-aktas_GD9H53RC.jpg" length="50000" type="image/jpeg" /><description>&lt;img src="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/19_mine-aktas_GD9H53RC.jpg" title="Korona Günleri" alt="Korona Günleri" style="padding:5px;" width="300" align="left" border="0"&gt;<strong>Zor günler … </strong>Tüm insanlığı tedirgin eden küresel koronavirüs salgını nedeniyle son yılların en travmatik günlerini <strong>geçiriyoruz… Ne kadar süreceği belli değil ve virüsten bedenimizi korumak kadar ruhumuzu korumak da önemli…</strong> Psikolojik olarak Korona virüsüne verdiğimiz tepki; kayıp, yas ve travma tepkisine çok benziyor. Çünkü normal yaşam akışımızı, alışkın olduğumuz yaşam tarzımızı kaybettik.<br /><br />
Rahat bir şekilde evimizde dışarı çıkabilmeyi, birbirimize yaklaşabilmeyi, biz çok sıradan gelen normal sohbetler edebilmeyi özlüyoruz. Sevdiklerimize dokunmayı, dostumuzla bir kahve içebilmeyi, rahatça alışveriş yapıp istediğimiz parkta, bankta, mekânda oturmayı özlüyoruz…<br /><br />
Çocuklar bir şekilde uzaktan eğitimle, ebeveynlerinin onlara sunduğu fırsatlarla, genç ve orta yaş grubu yoğun olarak teknolojinin verdiği imkânlarla, film ve dizilerle, sosyal medyayla, temizlikle, yemek yapmayla ve bir takım hobileriyle uğraşmakla vakit geçirmeye çalışıyor. Peki, başımızın tacı büyüklerimiz neler yapıyor?  Ne yazık ki yaşı 65 üstü olanlar için durum daha da can sıkıcı. Hele de evde kalma süreci uzadıkça yapılacak çok şey yapıldı ve bitti. Evde çekmeceler toplandı, kitaplar karıştırıldı, eski albümlere bakıldı…<br /><br />
Bu süreçte kendimizi endişeli ve sıkılmış hissettiğimiz zamanlar olabilir. Bu durumu aşmak da kendi elimizde. Evden çıkmasak da sevdiklerimizle sohbet etmek, sık sık iletişim kurmak, moral olarak iyi gelecektir. Evde sürekli yatmak, televizyon başında uzun süre vakit geçirmek doğru değil. Bir saat içinde en az 7-8 kere ayağa kalkmak, vücut için faydalı olur. Birkaç fiziksel aktivitede bulunmak, hiçbir şey yapmamaktan iyidir.  Basit egzersiz hareketleri yapmak, belirli aralıklarla ev içinde birkaç adım atmayı denemek bile faydalı. İnternet kullanmayı bilmiyorsak, evde kaldığımız bu süreç bu konuyu öğrenmek için iyi bir fırsat olabilir. Torunlarınız ya da çocuklarınızdan yardım alabilirsiniz. Görüntülü konuşmayı öğrenerek, yakınlarınızla iletişim kurabilirsiniz. Ama en önemlisi ergoterapidir. Uğraş terapisi (ergoterapi); sağlığımızı sürdürmek var ise patolojisini azaltmak, adaptasyon ve verimliliğini sağlamak için seçilmiş işler veya işlevler ile fonksiyonlarını düzenleme, güçlendirme ve performansını arttırma sanatıdır. O kadar geniş bir dünyası var ki… Cinsiyete, fiziksel sağlığa, yeteneğe göre tercihler yapılabilir. Ben şimdi bunlardan birkaç örnek aktaracağım. Bu aktiviteleri yaparken özellikle arka fonda ruhu rahatlatacak bir müzik, sesli kitap ya da radyo tiyatrosu olması kişileri daha da mutlu edecektir. (Sesli kitap ya da radyo tiyatrosu temini için bizzat benimle iletişime geçebilirler. Ben gönüllü olarak kendilerine ulaştıracağım)
<ul>
<li>Çiçek veya tohum dikin. Büyümekte olan bitkiler size ilginç bir konuşma konusu sağlayacaktır.</li>
<li>Kare bulmaca, Sudoku veya resimli bulmacalar çözün. Bunlar, zihni çalıştırmak için idealdir.</li>
<li>Örgü yapmaya çalışısın. En kötü ihtimal iplerden ponpon yapın.</li>
<li>Müzik dinleyin; mümkünse birlikte şarkı söyleyin - özellikle de sevdiğiniz kişinin sevebileceği eski şarkıları. </li>
<li>Boncuk çalışmaları (Tesbih, takı, anahtarlık vs) </li>
<li>Sulu boya ile limon baskısı yapın  (limon yardımıyla tükürük salgısının artırılması böylece sindirim sisteminin çalışmasının kolaylaştırılması ve ağız kuruluğu yakınmasının azaltılması amacıyla kullanılabilen bir aktivitedir) </li>
<li>Taş ya da çeşitli malzemeleri boyayın, dekoratif tablolar hazırlayabilirsiniz</li>
<li>Hamur yoğurun  (Parmaklarını kullanabilme yeteneği, bilek kaslarının hareket kabiliyetinin korunması amacıyla kullanılabilen bir aktivitedir. )</li>
<li>Masa veya kart oyunu oynayın veya bir yapboz yapın. Bu, zihninizin çalışmasına yardımcı olacaktır.</li>
<li>Kesme yapıştırma, Yırtma yapıştırma ve daha birçok şey… </li>
</ul>
Önemli olan bu sürecin geçici bir süreç olduğunu bilmek ve en az hasarla atlatabilmek. Lütfen bu döneme <strong>vakit öldürme ya da</strong> <strong>vakit doldurma dönemleri olarak bakmayın.<br /><br /> </strong>
Korona salgını geçip gittiğinde ailemizin, sağlığımızın, bir arada olmamızın, özgürce dolaşabilmenin, küçük görünene ama aslında çok kıymetli pek çok şeyin kıymetini çok derinden idrak etmiş olacağız… Kendinize çok iyi bakın ki tecrübelerinizden yararlanabilme imkânı bulalım.<strong> Sizler bizim için çok değerli ve kıymetlisiniz… </strong>&lt;/span&gt;</description></item><item><category>Mustafa BAŞARAN</category><title>Mustafa BAŞARAN - Samsunspor Tribününün Boş Kalmasında Yüksel Yıldırım'ın Rolü</title><pubDate>Sat, 25 Oct 2025 14:53:26 +0300</pubDate><link>http://www.kuzeyhaber.com/yazar-yazisi/samsunspor-tribununun-bos-kalmasinda-yuksel-yildirimin-rolu/34088</link><guid>http://www.kuzeyhaber.com/yazar-yazisi/samsunspor-tribununun-bos-kalmasinda-yuksel-yildirimin-rolu/34088</guid><media:content url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/16_mustafa-basaran_XS5O41PH.png" type="image/jpeg" lang="tr" /><media:thumbnail url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/16_mustafa-basaran_XS5O41PH.png" /><enclosure url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/16_mustafa-basaran_XS5O41PH.png" length="50000" type="image/jpeg" /><description>&lt;img src="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/16_mustafa-basaran_XS5O41PH.png" title="Samsunspor Tribününün Boş Kalmasında Yüksel Yıldırım'ın Rolü" alt="Samsunspor Tribününün Boş Kalmasında Yüksel Yıldırım'ın Rolü" style="padding:5px;" width="300" align="left" border="0"&gt;Samsunspor dibe vurduğu 2018 yılından sonra Yüksel Yıldırım’ın başkanlığında basamakları bir bir tırmandı. Başkan, futbolun başında olduğu sekiz yılda, üç farklı ligde önce futbol sektöründeki acemiliğini attı sonra kulübü sportif başarıya taşıdı.
 
Takım 2021 baharında siyaset ve Ertuğrul Sağlam’ın tercihlerine kurban edilirken, 2023’te kurulan güçlü kadro ve doğru teknik adam tercihi 11 yıllık özlemi bitirmişti. Yüksel Yıldırım o tarihte bugün olacakları tahmin ederken, iş dünyasındaki başarılarını, futbol endüstrisinde elde ettiği tecrübeleri, oluşturulan karakterli saha içi ve profesyonel saha dışı yapısının kendisini haklı çıkaracağını biliyordu.
 
2021-2022 sezonu ve 2023’ün yaz-sonbaharı hariç her basamağı başarıyla dolu sekiz yılda Başkan’ın hiç mi hataları olmadı; o kadar çok ki! Siyasetle sürtüştü, rakiplerini şikeyle suçladı, avantacı menajerlerle yan yana oldu, futbolun ileri gelenleriyle ters düştü; en önemlisi bunları açık açık konuştu. Yüksel Yıldırım, hatalarının hiç birinde ısrarcı olmayarak Samsunspor’u futbolun zirvesine yaklaştırdı, Kırmızı-Beyaz’ın ülkedeki sempatisini artırdı.
 
Ancak, Başkan tribün konusundaki bilet fiyatı belirleme hatasını üç sezondur sürdürüyor. Fahiş fiyatları belirliyor, sonra çark ediyor. Futbol takımı boş tribünlere oynuyor. Taraftarı stada küstürüyor.
 
Samsunspor, 11 yıl aradan sonra Süper Lig’e döndüğünde ilk yedi maçın altısını kaybetmiş, taraftar hüsrana uğramış, tribün boş kalmaya başlamıştı. Taraftarı stada çekmek için fiyatlarda indirim, öğrenci ve kadın taraftara ücretsiz bilet dönemi başlamıştı. İkinci sezonda da aynı uygulamayı görmüştük. Avrupa başarısının kazanıldığı bu sezonun sonunda da Yüksel Yıldırım yönetimindeki kulüp ritüeli bozmadı. Bilet fiyatları önceki sezonun iki katına çıkarken, bilinç altında yeni transferler ve kazanılan Avrupa başarısına taraftarın destek vermesi gerektiği vardı.
 
Ancak unutulan en önemli konu ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumdu. Türkiye’de çalışanların %69’unun 22.000 TL’lik asgari ücretin bile altında kazandığı, %16’sının kazancının 15.000 TL ile 45.000 TL arasında olduğu, 45.000 TL üzerinde ücret alanların ise tüm çalışanların yüzde 15 ile sınırlı kaldığı, çalışan kesimin yüzde 80’inin son maaş artışını 9 ay önce gördüğü gerçeklerini unutanlara başta da Yüksel Başkan’a hatırlatalım. Ayrıca, Tükiye’de resmi enflasyon rakamlarının 2025 Eylül ayı sonu itibariyle geçtiğimiz yıl aynı döneme göre %33, yıl başına göre %25 olduğu, hissedilen gerçek verilerin ise yüzde 60’ın altında olmadığını da ekleyelim.
 
Peki bu ekonomik verilere karşı Samsunspor ne yaptı? Geçtiğimiz sezon ana formamız 1.250 TL’ye satılırken bu sezon ana forma fiyatı %56 artışla 1.955 TL’ye yükseldi. Türkiye’de son yıl giyim enflasyonunun %9 olduğu gerçeğini de not edelim!
 
Yine biten sezonda bilet fiyatları 150-300 TL seviyesindeydi. Son Kayserispor maçında biletler 55 TL’ye düşürülmüş tam doluluk ile Avrupa zaferi kutlanmıştı. Çoğu maçta da öğrenci, kadın ve engelli taraftarlara kale arkasında ücretsiz, diğer tribünlerde ise indirimlerle bütçeler desteklenmişti.
 
Yeni sezona gelindiğinde en düşüğünden standart lig maçları 350 TL, derbi ve Avrupa maçları 720 TL, sosyal indirim yok. Üstelik ülkede eğlence sektöründeki enflasyon yıllık %25. Fenerbahçe maçında bile dolmayan tribünlerin Dinamo Kiev maçında yarısının boş kalması şaşırtıcı değil.
 
Daha açık yazalım; Türkiye’de 22.000 TL’lik gelir enflasyon etkisiyle 17.000 TL’ye düştüğünde 150 TL’lik bileti Eyüp maçında 75 TL, Kayseri maçında 55 TL’ye düşürüp sosyal kampanyalar yapıldı. Ekim ayında aynı gelir 14.000 TL’nin altına inerken bilet fiyatlarını en düşüğünde ligde 300 TL, derbi ve Avrupa’da 720 TL’ye çıkartıldı.
 
Milli takım arası da olan Ekim ayında bir taraftarın cebinden çıkacak en düşük bilet parası 1.740 TL (Kale arkası için Fenerbahçe, D.Kiev ve Ç.Rize). Buna bir de 7 yaş üzeri çocuk ekleyin 3.480 TL. Doğu blok için ise 4.750 TL, işin içine çocuk da girerse 9.500 TL. Yani siz, enflasyon etkisiyle 14.000TL’ye düşen gelirinin %67’sini taraftardan sadece bilet için istiyorsunuz. Vallahi pes!
 
Ülke şartları düşünüldüğünde bilet fiyatları yeni sezon başında geçtiğimiz sezonla aynı seviyede tutulup cuma, pazartesi ve cumartesi gündüz maçlarında öğrenci-kadın kozu oynanabilirdi; ama yapılmadı. Fenerbahçe maçını dolduramayınca bir adım atılıp genel indirime gidilmeden öğrenci-kadın kozunu oynamak tribünü doldurmaya yetmeyecek.<br /><br /> Tribünlerin dolması için çalışanların ücret artışı alacağı 31 Ocak 2026’ya kadar fiyatların aşağı yönlü revize edilmesi gerekli. Standart fiyatlar kale arkaları için 150 TL, doğu blokları için 300 TL olarak belirlenmeli, öğrenci ve kadınlar için ücretsiz olmalı. Cuma, pazartesi ve cumartesi gündüz maçlarında rakamlar 100/200 TL bandına düşürülmeli.
 
6 Kasım ve 11 Aralık’ta Perşembe günü 20:45’te başlayacak, tv’den şifresiz yayınlanacak, taraftarların evlerine gece yarısından sonra ulaşacağı Hamrun ve AEK maçlarında da fiyatlar 250/500 TL sınırını geçmemeli ve öğrenci için ücretsiz olmalı.
 
Sözün özü; Tribünlerin bugüne kadar dolmamasında ya da bugünden sonraki dolma çabasında sadece taraftarın değil,  kulübün ve karar mekanizması olarak Başkan Yüksel Yıldırım’ın sorumluluğu vardır. Samsunspor Başkanı gerçekten tribünde olmak isteyip maddi külfet nedeniyle yapamayanın sorununu ilk elden çözmelidir. Bilet fiyatı 720/1.500 TL olup, tribünün yarısı boş kalacağına 250/500 TL bandında dolmaya yaklaşabilecek tribünden elde edilecek toplam hasılat çok da fark yaratmayacaktır. Taraftar sevince ve hüzne yerinde katılacak, futbolcu arkasında destek olduğunu o anda anlayacaktır.
 
Ayrıca, sürümden kazanma bilinci ve sosyal sorumluluk projeleri her ticaret şirketinin olmazsa olmazları arasında yer almalıdır..!&lt;/span&gt;</description></item><item><category>Cevdet MAMATOĞLU</category><title>Cevdet MAMATOĞLU - DEPREM...!</title><pubDate>Tue, 14 Feb 2023 13:05:50 +0300</pubDate><link>http://www.kuzeyhaber.com/yazar-yazisi/deprem/15563</link><guid>http://www.kuzeyhaber.com/yazar-yazisi/deprem/15563</guid><media:content url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/17_cevdet-mamatoglu_BT1F30PO.jpg" type="image/jpeg" lang="tr" /><media:thumbnail url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/17_cevdet-mamatoglu_BT1F30PO.jpg" /><enclosure url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/17_cevdet-mamatoglu_BT1F30PO.jpg" length="50000" type="image/jpeg" /><description>&lt;img src="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/17_cevdet-mamatoglu_BT1F30PO.jpg" title="DEPREM...!" alt="DEPREM...!" style="padding:5px;" width="300" align="left" border="0"&gt;<br />Dünya da ; var olduğundan beri, depremler olmakta,yağmurlar yağmakta,fırtınalar ve kasırgalar esmekte,yıldırımlar düşmektedir.İnsanoğlunun doğal yaşama müdahalesi oranın da evrenin kendi yasaları dışında başka doğa olayları ile karşılaşmamız da kaçınılmazdır.Sonuç olarak deprem bir doğal olaydır...<br />Depremle ilgili olarak Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi fizik bölümü öğretim üyesi prof dr Ali İhsan Göker in sözleri ,bir bilim adamı için inanılır gibi değil... Ali İhsan efendi : ölenler ,depremden ya da hatalı yapılan binaların enkazı altında kalmaktan ölmemişlerdir.Mars ta da olsalardı öleceklerdi..Onları allah öldürdü. demiştir.<br />Göçük altında olmayıp,güvenli bölgelerde ki bazılarının da ;  bu Maraş depremi; Allahın bir ibreti,ilahi ders, ilahiimtihan ... dediklerini ve sosyal medya hesaplarında paylaştıklarını ,üzülerek gördüm.<br />Önce , fiziki olayları ve nedenlerini bizlerden daha iyi bilmesi gereken prof a bir yanıt verelım: Japonya da ve fay hattı olmayan deprem kuşağından ayrı olan yerlerde neden insanlar depremden ölmüyor...? Bu kafaya göre , zemini uygun olmayan yerlere inşaat yapılabilir. Depreme dayanaklı binalar yapmaya da gerek yok.Kaçak binlara da musade edelim..İmar aflarına devam edelim.Bu duruma göre enkaz altında ölen ya da can çekişen insanlarımızın hiç bir sorumlusu yok demektir..Kimseyi suçlamaya da gerek yoktur..Yahu insaf kadere inanmak bu mudur? Bir de utanmadan suçu yüce ALLAHIN üzerine atıyorsun..Yüce allahın gaddar ve acımasız olarak algılanmasına sebep oluyorsun..İnsanların hatalarından Allahı sorumlu tutmak ,olanları kader ile anlatmak ,suçluları saklamaktır...Kaderci prof Hatipoğlu bile: bu deprem kader ile açıklanamaz dedi...<br />Bu deprem, kader ile ilişkilendirilemez ise ; depremin bir ilahi imtihan ,ilahi ders ya da ilahi ibret olduğunu söylemekte yine aynı algılara neden olacak yanlış bir savdır.Kime imtihan ? Yerin altında soğuktan yaralı olarak öimekte olan insana mı, yoksa depremden kurtulan ve deprem bölgesinde olmayıp depreme maruz kalmayan insanlara mı? Yüce Allah bir yörenin insanlarına acı vererek imtihan eder, ders veririmi ? Ya da ibret olsun diye böyle bir şey yapar mı? İnsanları korkutarak sevgi yaratılamaz...Bu sözleri diyenler ,göçük altında olsalardı ne düşünürler di?<br /><br />Depremin suçluları aramız da...Suçlular bu dünya da hesap vermez ise, oteki dunya da hesabı sorulacaktır.(bildiğim kadarı ile kul hakkı ve insan öldürmek en büyük günah)<br />Zemini uygun olmayan alana imar izni veren suçludur.<br />Statik hesaplarını doğru yapamayan muhendisleri yetiştiren ,yukarı dakı hoca gibi, egitimciler ve bunları prof yapan sisitem suçludur.<br />Yapı denetimini iyi yapmayan mühendisler ,firmalar suçludur.<br />Binaları projelerine göre yapmayan ,malzemeden çalan müteahitler suçludur...<br />Sürekli imar affı çıkararak kaçak yapılaşmayı tesvik edenler suçludur.<br />Rant uğruna doğa ile uyumlu yapılaşma yerine , bütün bu yanlış yapılaşmaya izin veren siyasiler ve sistem suçludur.<br />Samsunlu karıkatürist Murat İlhan ; tek bir sayfada bir kaç çizgi ile ,deprem sonuçlarını , türkiye haritası üzerine düşen kocaman bir rant meteoru olarak harıka açıklamış ....<br />Ölenlere rahmet ,yaralılara doktorlarımızdan ve Allah tan Şifalar diliyorum...Umarım bu depremden gerekli bilimsel dersleri çıkarır ,depreme hazırlıklı bir türkiye oluruz..<br /><br /><br />&lt;/span&gt;</description></item><item><category>Hüseyin KURT</category><title>Hüseyin KURT - Samsun’un Sosyoekonomik Seviye (SES) Karnesi</title><pubDate>Wed, 10 Sep 2025 13:25:42 +0300</pubDate><link>http://www.kuzeyhaber.com/yazar-yazisi/samsunun-sosyoekonomik-seviye-ses-karnesi/31067</link><guid>http://www.kuzeyhaber.com/yazar-yazisi/samsunun-sosyoekonomik-seviye-ses-karnesi/31067</guid><media:content url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/5_huseyin-kurt_OK3T58LR.jpg" type="image/jpeg" lang="tr" /><media:thumbnail url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/5_huseyin-kurt_OK3T58LR.jpg" /><enclosure url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/5_huseyin-kurt_OK3T58LR.jpg" length="50000" type="image/jpeg" /><description>&lt;img src="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/5_huseyin-kurt_OK3T58LR.jpg" title="Samsun’un Sosyoekonomik Seviye (SES) Karnesi" alt="Samsun’un Sosyoekonomik Seviye (SES) Karnesi" style="padding:5px;" width="300" align="left" border="0"&gt;Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı <strong>Sosyoekonomik Seviye (SES)</strong> verileri, illerin eğitim, gelir ve meslek göstergelerini bir araya getirerek ortaya koyduğu tabloyla Samsun’un gerçek durumunu gözler önüne serdi.
Bu sonuçlara göre Samsun, <strong>127,3 puan ile Türkiye ortalamasının üzerinde</strong>, fakat 81 il arasında <strong>24. sırada</strong> yer aldı.
İlk bakışta bu sıralama, Samsun’un Karadeniz’de güçlü bir merkez olduğunu teyit ediyor. Ancak şehrin potansiyeli düşünüldüğünde, bu yerin hâlâ yetersiz olduğu ortada. Karadeniz’in en büyük limanına, köklü bir üniversiteye, tarımdan sanayiye ve hizmete kadar çeşitlilik taşıyan bir ekonomiye sahip bir ilin, daha yukarılarda olması beklenirdi.
Üstelik şehrin iç fotoğrafı çok daha dikkat çekici. <strong>Atakum</strong>, Türkiye’nin en yüksek SES seviyesindeki ilçeleri arasına girmeyi başarırken; <strong>Alaçam ve Salıpazarı</strong> ülkenin en alt tabakasına sıkışmış durumda. Bu da bize Samsun’un neden bir türlü sıçrama yapamadığını gösteriyor: merkez ilçelerin dinamizmi şehri yukarı taşımaya çalışsa da, kırsal ağırlıklı ilçeler ortalamayı aşağıya çekiyor.
Kısacası, <strong>24. sıra</strong> Samsun için ne bir başarısızlık ne de övünülecek bir zafer. Bu şehir, Karadeniz’in lokomotifi olma iddiasını taşıyorsa, yalnızca Atakum’un parıltısına yaslanamaz; bütün ilçeleri kapsayan bir kalkınma vizyonu ortaya koymak zorunda.
 
<strong>Karadeniz’in En Zayıf Tablosu ve Samsun’un Bölgedeki Yeri</strong>
Türkiye’nin bölgeleri arasında yapılan kıyaslamada, <strong>Karadeniz 122,2 puan ile en düşük SES ortalamasına sahip bölge</strong> oldu. Marmara sanayi ve ticaret gücüyle, Ege ve Akdeniz turizm ve tarımla öne çıkarken; Karadeniz hâlâ kırsal yapının, göçün ve sınırlı sanayileşmenin gölgesinde.
Bu tabloda Samsun öne çıkan şehirlerden biri. <strong>127,3 puanlık skoruyla Karadeniz ortalamasının üstünde</strong> yer alıyor. Bölgesinde Bolu, Düzce, Rize ve Trabzon’un ardından <strong>5. sırada</strong>. Buna inanmak zor gelse de TÜİK verileri bunu gösteriyor.
Ülke geneline bakıldığında tablo değişmiyor: <strong>Samsun, 81 il arasında 24. sırada.</strong> Bu, şehrin gelişmiş illerin hâlâ çok gerisinde kaldığını da anlatıyor.
<strong> </strong>
<strong>İlçeler Arasında Uçurum: Atakum’dan Salıpazarı’na</strong>
Samsun’un gerçek hikâyesi ilçe sıralamalarında ortaya çıkıyor. Türkiye genelinde 922 ilçe içinde Samsun’un ilçeleri birbirinden çok farklı konumlarda.
<strong>Atakum (158,2 puan)</strong>: Türkiye genelinde <strong>21. sırada</strong>. Üniversite, sağlık ve hizmet sektörleriyle yalnızca Samsun’un değil, Türkiye’nin en yüksek sosyoekonomik seviyedeki ilçelerinden biri.
<strong>İlkadım (132,2 puan)</strong>: <strong>173. sırada.</strong> Tarihî merkez kimliğiyle güçlü bir orta sınıfa sahip.
<strong>Tekkeköy ve Canik (123 civarı)</strong>: 265–279 bandında, sanayi merkezleri olmalarına rağmen orta seviyede.
<strong>Çarşamba ve Bafra (115–116)</strong>: 400’lü sıralarda, tarıma dayalı yapının getirdiği kısıtlı imkânlarla.
<strong>19 Mayıs (111,8)</strong>: 515. sırada. Atakum’un hemen yanında ama bambaşka bir tabloya sahip.
<strong>Alaçam (106,0)</strong> ve <strong>Salıpazarı (105,5)</strong>: 700’lü sıralarda, Türkiye’nin en alt çeyreğinde.
Kısacası Samsun’da bir yanda ülkenin en üst liginde oynayan Atakum, diğer yanda en alt sıralara sıkışan Salıpazarı var. Bu uçurum, şehrin sosyoekonomik dengesizliğini en açık şekilde gösteriyor.
<strong> </strong>
<strong>Bir Şehrin Beş Ayrı Çehresi: Atakum, İlkadım, 19 Mayıs, Alaçam ve Salıpazarı</strong>
Samsun’un sosyoekonomik yüzlerini anlamak için beş ilçeye bakmak yeterli: <strong>Atakum, İlkadım, 19 Mayıs, Alaçam ve Salıpazarı.</strong>
<strong>Atakum</strong>, 158 puanla Türkiye’nin en parlak ilçelerinden. Eğitimli nüfus, üniversite ve sağlık yatırımları sayesinde modern bir yaşam standardı yakalamış durumda.
<strong>İlkadım</strong>, 132 puanla güçlü bir orta sınıf tabanını barındırıyor. Tarihî merkez olmasının getirdiği dinamizm, ilçeyi Samsun’un omurgası haline getiriyor.
<strong>19 Mayıs</strong>, Atakum’a komşu ve sahilde olmasına rağmen 111 puanda kalıyor. Tarımsal yapının baskınlığı ve genç nüfusun iş için göç etmesi ilçeyi orta-alt seviyeye sıkıştırıyor.
<strong>Alaçam</strong> ise 106 puanla, kırsal yapının belirleyici olduğu, eğitim ve gelir göstergelerinin düşük kaldığı bir ilçe.
<strong>Salıpazarı</strong>, 105 puanla Samsun’un en gerisinde. Eğitim oranlarının zayıflığı ve sınırlı istihdam imkânları nedeniyle hanelerin büyük kısmı alt gruplarda.
Bu beş ilçe, Samsun’un içindeki büyük tezatı özetliyor: <strong>bir yanda Atakum’un ışıkları, öte yanda Salıpazarı’nın durağanlığı.</strong>
<strong> </strong>
<strong>Samsun’a Düşen Görev: Uçurumları Kapatmak</strong>
Samsun’un SES tablosu bize açık bir mesaj veriyor: şehir içinde uçurumlar var ve bu uçurumlar kapanmadan Samsun’un Türkiye liginde yükselmesi zor. Atakum ve İlkadım kentleşmenin ve hizmet sektörünün sunduğu imkânlarla öne çıkarken; 19 Mayıs, Alaçam ve Salıpazarı gibi ilçeler eğitim, gelir ve meslek göstergelerinde geride kalıyor.
Bu tablo Samsun’a özel bir sorumluluk yüklüyor.
<strong>Eğitim yatırımları</strong> kırsal ilçelerin önceliği olmalı. Çünkü SES skorunun yarısı doğrudan eğitimden geliyor.
<strong>Sanayi ve hizmet çeşitliliği</strong>, yalnızca merkez ilçelerde değil, çevrede de desteklenmeli.
<strong>Kırsal kalkınma projeleri</strong> olmadan tarıma dayalı ilçeler yerinde saymaya devam edecek.
Samsun, Karadeniz’in omurgası olma iddiasını sürdürmek istiyorsa, parlayan Atakum ile geride kalan Salıpazarı arasındaki mesafeyi kapatmak zorunda.
<strong> </strong>
<strong>Karadeniz’in Geleceği Samsun’un Dengesinde Saklı</strong>
SES verileri bize yalnızca sayıları değil, bir gerçeği anlatıyor: <strong>Samsun, Karadeniz’in lokomotif şehirlerinden biri ama aynı zamanda kendi içinde derin uçurumlara sahip.</strong> Atakum Türkiye’nin en üst sıralarında parıldarken, Alaçam ve Salıpazarı ülkenin en alt tabakasında sıkışmış durumda. İlkadım güçlü bir merkez rolü oynuyor, 19 Mayıs orta-alt seviyeye hapsoluyor.
Karadeniz’in geleceği, Samsun’un bu uçurumları kapatabilme becerisine bağlı. Eğer Samsun, güçlü ilçelerinin dinamizmini kırsalın potansiyeliyle buluşturabilir ise hem kendi konumunu yükseltecek hem de bölgesini taşıyacak. Aksi halde, bölgesel ortalama hep aşağıda kalacak.
Gerçek kalkınma, yalnızca ışıkları parlayan merkezlerle değil, geride kalan ilçelerin de ayağa kalkmasıyla mümkün. Samsun’un hikâyesi bu açıdan sadece bir şehri değil, Karadeniz’in geleceğini de anlatıyor.&lt;/span&gt;</description></item><item><category>Ragıp GÖKER</category><title>Ragıp GÖKER - City Mall AVM'ye Asılan Mühür</title><pubDate>Fri, 27 Mar 2026 12:37:49 +0300</pubDate><link>http://www.kuzeyhaber.com/yazar-yazisi/city-mall-avmye-asilan-muhur/34166</link><guid>http://www.kuzeyhaber.com/yazar-yazisi/city-mall-avmye-asilan-muhur/34166</guid><media:content url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/3_ragip-goker_ML8G08VE.png" type="image/jpeg" lang="tr" /><media:thumbnail url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/3_ragip-goker_ML8G08VE.png" /><enclosure url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/3_ragip-goker_ML8G08VE.png" length="50000" type="image/jpeg" /><description>&lt;img src="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/3_ragip-goker_ML8G08VE.png" title="City Mall AVM'ye Asılan Mühür" alt="City Mall AVM'ye Asılan Mühür" style="padding:5px;" width="300" align="left" border="0"&gt;<span><span>Atakum’da açıldığı günden bu yana tartışma konusu olan CİTY MALL AVM, AVM ruhsatı alınamadığı gerekçesiyle kesinleşen mahkeme kararına dayanılarak üç gün önce Büyükşehir Belediyesi zabıtalarınca mühürlendi.</span></span>
<span><span>Sabah AVM’deki iş yerlerine gelen esnaf ve çalışanlar, olan biteni şaşkınlık ve endişeyle izledi.</span></span>
<span><span>Tam anlamıyla bir şok haliydi.</span></span>
<span><span>Peki ne oldu da şaşaalı bir törenle açılan AVM’nin kapısına bir sabah kuşluk vaktinde mühür vuruldu?</span></span>
<span><span>Konu hakkında detay vermeden önce söylenecek ilk söz şudur:</span></span>
<span><span>Olan biten her şey, Samsun’da sıklıkla tanık olduğumuz<strong> ben yaparım olur </strong>anlayışının bir sonucudur.</span></span>
<span><span>CİTY MALL AVM’nin kurulduğu alan çok hisseli bir araziydi ve bu alan Atakum Belediyesi tarafından imar planlarına <strong>kültürel tesis alanı </strong>olarak işlenmişti.</span></span>
<span><span>Ancak…</span></span>
<span><span>İshak Taşçı döneminde Atakum Belediyesi, imar planında değişiklik yaparak alanı kültürel tesis alanından çıkarıp ticari tesis alanına dönüştürdü.</span></span>
<span><span>İlçe belediyeleri imar planlarında değişiklik yapabilirler elbette; bunda şaşılacak bir durum yok. Ancak planda ticari alan olarak değişiklik yapılabilse de, AVM açma ruhsatı Büyükşehir Belediyeleri tarafından verilmektedir. Sorun da zaten tam olarak burada değildir.</span></span>
<span><span>Sorun şudur:</span></span>
<span><span>İshak Taşçı döneminde yapılan bu plan değişikliği, yani alanın kültürel tesis alanından çıkarılarak ofis gibi yapıların kurulabileceği ticari tesis alanına dönüştürülmesi kararı, Mimarlar Odası Samsun Şubesi ve bazı vatandaşlar tarafından yargıya taşınmıştı.</span></span>
<span><span>Mahkeme, <strong>başka bir yerde ihtiyacı karşılayacak kültürel tesis alanı oluşturmadan plan değişikliği yapılamaz </strong>gerekçesiyle bu kararı iptal etti.</span></span>
<span><span>Buna karşın, Yusuf Ziya Yılmaz dönemindeki Büyükşehir Belediyesi, aceleyle yaptığı yeni bir plan değişikliğiyle DSİ’nin<strong> Kent Park olarak Samsun halkına kazandırdığı</strong> alanı kültürel tesis alanına dönüştürdü.</span></span>
<span><span>Mimarlar Odası buna da itiraz etti ve mahkeme bu başvuruda da Odayı haklı bularak söz konusu kararı iptal etti.</span></span>
<span><span>Mahkemenin bu kararlarına rağmen, Mustafa Demir dönemindeki Samsun Büyükşehir Belediyesi yine de CİTY MALL AVM’ye ruhsat verme yoluna gitti. Ancak ortaklardan ikisinin ruhsat için gerekli imzaları atmaması nedeniyle süreç tamamlanamadı.</span></span>
<span><span>Bu durumda CİTY MALL AVM için atılacak başka bir adım kalmadı ve mahkeme kapatma kararını verdi.</span></span>
<span><span>Ruhsat alınamamış olmasına rağmen AVM yine de açılmış ve altı yıl önce faaliyete başlamıştı.</span></span>
<span><span>Hukuk yok sayılmış, sanırım<strong> gereğini yapalım, nasıl olsa bir çözüm bulunur </strong>diye düşünülmüştü.</span></span>
<span><span>Yani <strong>ben yaparım olur</strong> anlayışı hâkim olmuştu.</span></span>
<span><span><span><strong>ŞİMDİ NE OLACAK?</strong></span></span></span>
<span><span>Mahkeme kararı kesinleştiğine göre CİTY MALL AVM hukuken yok hükmündedir.</span></span>
<span><span>Fener’deki otel örneğinde olduğu gibi, imar planı değişiklikleriyle sorunların aşılabildiği durumlar da yaşanmıştı. Söz konusu otel, kıyı kenar çizgisi düzenlemesi nedeniyle iptal edilen planına rağmen, Bakanlığın devreye girerek alanı kruvaziyer liman kapsamına almasıyla yıkımdan kurtulmuştu.</span></span>
<span><span>CİTY MALL için de benzer bir müdahalenin mümkün olup olmayacağı tartışılıyor.</span></span>
<span><span><strong>Bakanlık devreye girer, plan değişikliğiyle AVM’ye ruhsat çıkar </strong>diyenler olduğu gibi, AVM içinde kamuya ait bir yapı bulunmadığı için Bakanlığın müdahil olamayacağını savunanlar da var.</span></span>
<span><span>O soruyu tekrar soralım:</span></span>
<span><span><span><strong>Şimdi ne olacak?</strong></span></span></span>
<span><span>Mahkeme kararına göre<strong> ibret-i âlem için yıkılmalı</strong> diyenler olduğu gibi, <strong>milli servettir, korunmalı </strong>görüşünü savunanlar da var.</span></span>
<span><span>Doğrusu benim de kafam karıştı.</span></span>
<span><span>Ancak…</span></span>
<span><span>Son söz olarak şunu söylemek isterim:</span></span>
<span><span>Bu son mahkeme kararının, iş insanlarına<strong> paranın gücü her kapıyı açar </strong>anlayışının ne kadar yanlış olduğunu; siyasetçilere ise<strong> ben yaparım olur</strong> yaklaşımının nelere mal olabileceğini gösteren çarpıcı bir örnek olmasını dilerim.</span></span>&lt;/span&gt;</description></item><item><category>İsmail BAŞARAN</category><title>İsmail BAŞARAN - Madem Başladığımız Noktaya Gelecektik</title><pubDate>Mon, 20 Mar 2023 00:08:13 +0300</pubDate><link>http://www.kuzeyhaber.com/yazar-yazisi/madem-basladigimiz-noktaya-gelecektik/15605</link><guid>http://www.kuzeyhaber.com/yazar-yazisi/madem-basladigimiz-noktaya-gelecektik/15605</guid><media:content url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/2_ismail-basaran_BI8N46PK.png" type="image/jpeg" lang="tr" /><media:thumbnail url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/2_ismail-basaran_BI8N46PK.png" /><enclosure url="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/2_ismail-basaran_BI8N46PK.png" length="50000" type="image/jpeg" /><description>&lt;img src="http://www.kuzeyhaber.com/KoseYazisi/Yazar/2_ismail-basaran_BI8N46PK.png" title="Madem Başladığımız Noktaya Gelecektik" alt="Madem Başladığımız Noktaya Gelecektik" style="padding:5px;" width="300" align="left" border="0"&gt;<span>Ağa atın üzerinde kâhya yayan çiftliği dolaşmaya çıkarlar. Yolda giderken bir de bakarlar ki yeni yapılmış bir inek dışkısı. <br />Ağa: Senin hiç toprağın var mı?</span>
<span>Kâhya: Yok.</span>
<span>Ağa: Şu pisliğin yarısını yersen sana 50 dönüm toprak veririm. Biliyorsun bu gözünle görebildiğin yerler hep benim. Kâhyayı alır bir düşünce; 50 dönüm toprak sahibi olmak için, şu kadar pisliğin yarısını yemekten ne çıkar ki.. Ve eğilip yarıyı mideye indirir.</span>
<span>Yola devam ederlerken ağayı alır bir düşünce; durup dururken kâhyaya 50 dönüm toprak verdim, topraklarım 50 dönüm azaldı. Ancak sesini çıkaramaz. Koca ağa sözünden dönecek değil ya. Sabahtan akşama kadar dolanırlar çiftliği. Dönüş yoluna geçerler, çiftliğe yaklaştıklarında yine o pisliğin yanına varırlar. Ağa atın üzerinde kâhya yayan. <br />Kâhya: Ağa, şu pisliğin yarısını yersen sana 50 dönüm toprak veririm.</span>
<span>Ağa bir sağına bakınır bir soluna... Bir öne bir arkaya. Kimseler yok. İner attan ve afiyetle yer pisliğin kalan bölümünü.</span>
<span>Yola çıkarlar.</span>
<span>Tam çiftliğe geldiklerinde ağa başlar konuşmaya: Kâhya, yola çıkarken senin toprağın yoktu. Yolda inek pisliğinin yarısını yedin ve 50 dönüm toprak sahibi oldun. Dönüşte ise diğer yarısını ben yedim ve toprakları aldım. Yola çıktığımız duruma geldik. Madem başladığımız noktaya gelecektik bu oku neden yedik?</span>
<span>Peki, ben bu olayı neden anlattım? Ne bileyim, aklıma geldi anlattım işte… Siz ne anlarsınız nasıl yorumlarsınız işin orasını da bilemem elbet…</span>
<span> </span>
<strong><span><br />YOLLARA BAKAN KİM?</span></strong>
<span>Samsun’da kentin çeşitli noktalarında yollarda araçlar geziyor ve özellikle de kent caddelerinde vatandaşın sıkıntısını günden güne artırıyor. Cadde ve sokaklarda araçların yollarda vatandaşı zorladığını da görüyorum. Özellikle yollarda araçların yayaları sıkıştırması karayolunu tehlikeye sokuyor bu arada da vatandaşı zor durumda bırakıyor. Yollara bakan birilerini görüyormusunuz bilmiyorum da ben göremiyorum.</span>
<strong><span> </span></strong>
<strong><span><br />GÜNÜN SÖZÜ</span></strong>
<span>Özgür bir ülkede yaygara çok ıstırap az, baskı altındaki bir ülkede ise yakınma az, keder çoktur.<strong> (Carnot)</strong></span>&lt;/span&gt;</description></item>
</channel>
</rss>