Aldatma, patalojik vaka
Psikiyatri Uzmanı Prof.Dr. Ramazan Özçankaya, her günah, her suç ve her yanlışın bir aldatmadan ibaret olduğunu söyledi.
“Kontrolsüzlük hastalıktır”
Aldatma hakkında açıklamalarda bulunan VM Medical Park Samsun Hastanesi Psikiyatri Kliniğinden Prof. Dr. Ramazan Özçankaya, “Her zaman gündemde olmasına rağmen konunun ortalıkta açık tartışılır hale gelmesi zamanımız insanının ahlaki değerlere bağlılığının zayıflayıp kendini ‘haz’ ilkesine göre konumlandırmasındandır. Bunun adı sonuna kadar git, her şeyi özgürce yaşa şeklinde sloganlaşmıştır. Oysa ki insan kontrol ettiği kadar insandır. Kontrolsüzlük hastalıktır. Hangi psikiyatrik hastalığı ele alırsak alalım bir şeyin kontrolsüzlüğü onun hastalığıdır. Örneğin şekerin kontrolsüzlüğü diyabet, tansiyonun kontrolsüzlüğü hipertansiyon, yemenin kontrolsüzlüğü obezitedir. Şizofrenide düşünce duygu ve davranıştan ve sosyal çevreden bağını koparır kendine has bir orijinaliteye saplanır. Psikodinamik açıdan alt benliğin (primitif, içgüdüsel, hayvani) egemenliğine teslim olması olarak açıklanır. Yani ölçüsüzlük ve kontrolsüzlüktür. Depresyon ise makul şekilde yaşanmayan duygu durumun kontrolsüzlüğüdür” dedi.
“Bencillik aldatmaların önünü açar”
Bencilliğin aldatmaların önünü açtığını vurgulayan Prof. Dr. Ramazan Özçankaya, “Eskiden duygu durum bozukluklarına hipertimik bozukluklar denmesi bundandır. Aldatma da daima ne ile ilgili olursa olsun din ile aldatmak, kendini aldatmak, otoriteyi aldatmak, eşini aldatmak daima psikatrik bir hastalıktır. O nedenle kişinin psikolojisindeki muvazenisizlik, kuralsızlık ve dengesizlik sonucu gerçekleşir. Doğru ve sağlıklı tarafı olan bir aldatma şekli asla yoktur. Zamanımızda aldatmaların görünür hale gelmesi sanal dünyada sanatçı diye geçinen hasta tiplerin boy göstermeleri, kadının iş hayatında daha görünür hale gelmesi, erkeğin karşı cinse ulaşma olanaklarının kolaylaşması, kadın rolünün toplumda daha etkin hale gelmesi sayılabilir. Bizim gibi toplumlarda aldatmadan bahsedilirken erkeğin akla gelip adeta toplumsal onayla ödüllendirilmesi gibi etkenler önemlidir. Bizim toplumda erkeğin aldatmasıyla kadının aldatmasının psikolojik karşılıkları dağlar kadar büyüktür. Erkek egemen toplumlarda çok eşlilik açık ve gizli daima vardır. Toplumun yapısına meşruiyet kazandırır. Kadında olursa bu fiil aldatma olmasına rağmen erkekte olursa güçtür ve onurdur. Yine zamanımızda ilişkilerin sıradanlaşması, ilişkilere verilen değerin azalması, insanların bencilleşmesi, sadece hayat amaçlarının egolarını tatmin etme aracı haline dönüşmesi gibi etkenler aldatmaların önünü açar” diye konuştu.
“Profesyonel destek evliliğinizi kurtarabilir”
Profesyonel desteğin evliliği kurtarabileceğini belirten Özçankaya şu bilgileri verdi:
“Aldatmayı kabaca tanımlarsak; var olan bir ilişkiyi geliştirmek, pekiştirmek, yaşamı paylaşmak becerisini gösterememiş narsist kişilerin kendini yeniden ifade, dürtüsel anlık hazların mümkün olmayan sürekliliğini sağlamak için yaptığı eylemlere aldatma denir. Böylece aldatılan rencide olur bazen garip bir şekilde bir kadın gayrimeşru bir ilişkiyi kabul eder fakat duygusal bağlanma ve aşık olma kabul edilemez, incinir. Hekimlik uygulamalarında böyle durumlarla çok karşılaşmışımdır. Sonuçta her zaman aldatılma aldatılanda özgüven kaybına, beğenilmeme düşüncesine, çaresizlik ve değersizlik duygularına yol açar. Tedavide yapılması gereken önce olayı sosyal ve hukuki zemine taşınamadan sebep ve sonuçlarını profesyonelle anlamaya çalışmak, aldatmanın duygusal ve diğer psikolojik temellerini ortaya koymak gerekir. Evliliklerde sosyal medyada dillendirildiği gibi mutlaka aldatma olacak diye bir şey yoktur. Çok uzun sürmesine rağmen hiç monotonlaşmamış evlilikler söz konusudur. Genellikle erkekler fiziksel gerekçelerle kadınlar ise umutsuzluk gibi psikolojik gerekçelerle aldatma yoluna başvururlar. Hepsinde altta boşluk ve anlamsızlık duygularıyla baş etme yatmaktadır. Zamanımızda kadınların fiziksel çekicilikleriyle var olmaya çalışmaları ve endüstriyel reklam aracı olarak kullanılmaları hem erkeği hem de kadını zor durumda bırakır. İnsani kimliklerle varlıklarını sürdürme gibi kaygılar artık geri plandadır. İlişkilerde sevgi, saygı ve güven duygusu yerini artık daha basit moda kavramlara bırakmıştır.”
“Sağlam bir milletin temel taşı olan aile kurumu tehlikede”
Sağlam bir milletin temel taşı olan aile kurumunun tehlikede olduğuna dikkat çeken Dr. Özçankaya, “Boşanmalar neredeyse sıradanlaşmıştır. Çevrede, model kişilerde aldatmanın sıklaşması öğrenmeyle model alma, farklılık arayışı, cinsel veya duygusal tatminsizlik, eş ie ilgili fiziki ve/veya psikayatrik sorunlar (kişilik bozukluğu, depresyon maniği ve parafililer) aldatmanın sebepleri arasındadır. Psikiyatrist veya psikoterapist aldatmaya sebep olabilecek psikolojik durumları ortaya koyup eşleri ayrı ayrı psikoterapiye almalı sonrada ilişkinin psikolojisine odaklanmalıdır. Psikiyatrik sorunlar için psikoterapiyle birlikte ilaç tedavileri söz konusu olabilir. Böylece aldatmanın önüne geçilebileceği gibi eşler sadık eşe dönüşebilirler. Birçok danışanda başarı sağlanmıştır. Bize boşanmak için gelen şu anda mutlu ve sıcak evlilikleri devam eden birçok insan vardır. Aldatmada alkolün sorumluluğunu da unutmamalıdır. Alkolle mücadele evliliklerin mutluluk ve sıhhati için önemlidir” şeklinde konuştu.