En büyük sorun yönetim tarzı

GÜNCEL

Erhan Usta TBMM Genel kurulunda, Türkiyenin sorunlarının büyük olduğunu, sorunların da günübirlik yaklaşımlarla çözülemeyeceğini belirtti.

Erhan Usta "Birtakım işler yapılıyor fakat onlara hiç bakılmadan günübirlik politikalarla, günübirlik yaklaşımlarla ülkenin meseleleri çözülmeye çalışılıyor. Çözülemediği için, her gün ülkenin meselelerinin katlanarak arttığını da acı acı yaşıyoruz. Nerede yaşıyoruz? Terör olaylarında yaşıyoruz, dış politikada yaşıyoruz, ekonomide yaşıyoruz. O yüzden, biraz daha planlı, programlı gitmek ve yaptığımız planları, programları düzgün uygulanabilir yapmak, ondan sonra da uygulama iradesini göstermek zorundayız” dedi.


Türkiye’nin yapısal sorunlarının artarak devam ettiğini ifade eden Usta, "Büyümenin düşürüldüğünü ve cari açığın artırıldığını görüyoruz. Aslında büyüme düştüğü zaman ekonomide cari açığı da düşürmek lazım. Bunun anlamı, yapısal sorumuz  AKP hükûmetleri döneminde, özellikle son on dört yılda çok şiddetli bir şekilde arttı. Orta vadeli program bunu tescil ediyor. Bu büyük bir itiraftır" diye konuştu.

Usta şu ifadeleri kullandı, "Hükûmet 10. Kalkınma Planı’nda yazdığımız tedbirlerden, politikalardan şu kadarını hayata geçirdik desin. Böyle ülke yönetemeyiz. Ondan sonra, Türkiye’nin niye sıkıntıları artıyor diyoruz. Türkiye’nin en büyük sorunu yönetim sorunudur, Türkiye’nin en büyük sorunu Adalet ve Kalkınma Partisinin yönetim tarzıdır.”

 

 

Samsun milletvekili Erhan Usta, işsizlik sorunu ile ilgili de şunları kaydetti: "Son üç ayda istihdam 300 bin kişi azalmış. Türkiye’de çalışan sayısı 300 bin kişi azalıyor. Bizim nüfusumuz 15 artı yaş üzerinde yıllık 865 bin kişi artıyor. Yani, çalışabilir yaştaki nüfusumuz 800-900 bin kişi artıyor, bunun 650 bin kişisi de “Ben iş gücü piyasasına giriyorum ve iş istiyorum.” diyor fakat biz, buna rağmen, istihdamı artıramıyoruz, istihdam düşüyor. İşsizlik oranları mevsimsel düzeltilmiş veriye göre en son ay itibarıyla yüzde 11,2 olarak gerçekleşti yine. Bunlar çok yüksek işsizlik oranlarıdır. Gelişmekte olan ülkeler ortalamasının 2 katı işsizlik oranlarıdır bunlar. Daha önceden ben burada değişik vesilelerle “demokratik fırsat penceresi” dedik. Bizim genç bir nüfusumuz var. Bu genç nüfusu Türkiye değerlendirmek zorunda. 2000 yılında Türkiye bu fırsat penceresi içerisine girdi yani nüfusun milletlere sunduğu o imkânı 2000-2030’da Türkiye görecek. On beş yılı geçti; on beş yılı, tabiri caizse, boşa geçti. Hiç olmazsa kalan on beş yılın verimli geçmesi için Türkiye'nin uzun vadeli hedeflerini düzgün koyması lazım ve bu hedefler çerçevesinde planlı, programlı birtakım işler yapması lazım”