Tabip Odası'ndan 'alüminyum' açıklaması
SAĞLIK // 5 Mart 2020 Perşembe 14:50

Son günlerde Samsun şebeke suyu ile ilgili basına yansıyan ve toplumun çeşitli kademelerinde tedirginlik yaratan durumla ilgili Samsun Tabip Odası da bir açıklama yaptı.

Tabip Odası'ndan 'alüminyum' açıklaması

Samsun Tabip Odası Başkanı Dr. Murat Erkan tarafından yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"Son günlerde Samsun şebeke suyu ile ilgili basına yansıyan ve toplumun çeşitli kademelerinde tedirginlik yaratan durumla ilgili  Samsun Tabip Odası olarak sorumluluğumuz gereği açıklama yapma zorunluluğu doğmuştur.

Her ne kadar üzerinde pek çok şekilde tartışma yürütülse de günümüzde şehirlerimizde kullanılan çeşme sularının sağlık açısından daha güvenilir olduğunu söylememiz gerekmektedir. Çünkü şehir şebeke suyu kaynağından arıtma işlemine oradan vatandaşların kullanımına kadar olan döngüde pek çok aşamada biyolojik, kimyasal takip sistemi içinde sürekli kontrol edilebilen, kontrol edilmesi kolay, ulaşılması kolay, daha ucuz, yaşam için belirli mineralleri içeriğinde barındıran özellikler taşımaktadır.

Tüm bu nedenlerden dolayı yaşamın ve medeniyetin en önemli kaynağı olan suya ilişkin; şehir şebeke suyunun, yani çeşme suyunun  öncelikle tercih edilmesi gerekmektedir.

Buna karşılık kamuoyunun konuya ilişkin göstermiş olduğu hassasiyet toplum sağlığına ilişkin duyarlık açısından kıymetlidir. Ancak yine de yapılan uyarıların geniş halk kesimlerinde şebeke suyuna karşı güvensizlik yaratmayacak ölçüde kalması daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Samsun Tabip Odası bir hekim meslek odası olmanın gerektirdiği sorumlulukla olayları hem bilimsel hem de sosyal açıdan, tıpkı daha önceki halkımızın sağlığı ile ilgili sorunlarda olduğu gibi büyük bir ciddiyetle değerlendirmektedir.

Alüminyum yeryüzünde üçüncü en çok bulunan metaldir.Alüminyum esas vücuda giriş yolu sindirim sistemidir. Su ise alüminyumu en fazla taşıma potansiyeline sahip etkendir. Sindirim sisteminden direk kana geçen alüminyum miktarı % 1’den azdır. İçme suyunun, alüminyum için toplam ağızdan alıma katkısı, genellikle toplam alımın %5 inden azdır.

Günümüzde insan sağlığı ile ilişkisi gittikçe önem kazanan alüminyum genellikle zararsız bir bileşen olarak bilinmektedir; fakat yine de yüksek derişimlerine ya da dozlarına uzun süreli maruz kalındığında sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Yaşamın her safhasında ve birçok alanda karşılaşabileceğimiz alüminyumun insan vücuduna etkileri; sindirim sistemine, hematolojik sisteme, iskelet sistemine ve sinir sistemine etkiler şeklinde sıralanabilir.

Alüminyum gıdalar ve içme suyu gibi geniş bir kullanım alanına sahip olmasına karşın ağız yoluyla vücuda alımında akut toksik etkisiyle ilgili çok az bulgu mevcuttur.

Dünyanın farklı bölgelerinde yapılmış içme sularındaki alüminyum seviyesi ile alzheimer hastalığı, demans ya da kognitif hasarlanma arasında ilişki olduğunu gösteren epidemiyolojik çalışmalar olsa da bu bulguların doğru olmadığını gösteren çalışmalar da bulunmaktadır.

Diğer taraftan Alzheimer hastalığı gibi sinir sistemine ilişkin sağlık sorunlarının gelişimde pek çok etkenin olduğunu dikkate almak ve  değerlendirmek gerekmektedir.

Buraya kadar olan durumu tek cümleyle özetlersek; mevcut bilimsel verilere göre, bahsi geçen bu hastalıkların oluşması ve ortaya çıkması için on, yirmi yıl hatta daha uzun süreler yüksek düzeyde alüminyuma maruz kalımı olması gerekmektedir.

İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik'e göre sudaki alüminyum üst değeri litrede 0,2 miligramdır.

Dünya sağlık örgütünün yayınlamış olduğu rehberlere göre ise sudaki alüminyumun sağlık açısından limit değeri,  yani halk sağlığı  açısından sorun teşkil etmeyecek değer;litrede 0,9 miligramdır.

Ancak estetik parametreler açısından, yani suyun rengi ve içimi bakımından daha konforlu olması için  içme suyunda bulunması önerilen alüminyum miktarı bu değerden (0,9mg/L) daha düşük(0,2mg/L) olduğundan sağlık açısından belirlenen limit değer kullanılmamaktadır. (İçme suyundaki Alüminyum0,2 mg/L değeri aştığında suda  renk ve koku oluşumuna sebep olabilir.)

Diğer taraftan, içme suyunun kimyasal değerlendirmesinde takip edilen  parametrelerin sağlık etkilerinin kestirilebilmesi için  günlük ölçüm değerleri yanında belirli periyotlardaki ortalama değerleri dikkate alınmalıdır (aylık, üç aylık, altı aylık ortalama değerler, son bir yıllık ortalama değerler,...)

Yapılan açıklamalardan ve edinilen bilgilerden yola çıkıldığında Samsun içme suyunda belirli bir dönemde Alüminyum değerlerinin    "İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik"te belirlenen sınırın iki katı ya da daha fazla olduğu anlaşılmıştır. Belirli bir süredir içme suyuna ilişkin vatandaş şikayetleriyle örtüşen bu sonuç kamuoyu önünde tartışılır bir konu haline gelmiştir.

Bu durum, yapılan açıklamalarda olduğu gibi mevsimsel ya da sistemden kaynaklı olabilmektedir.  Çoğu zaman da  yüksek seviyelerin, mevsimsel geçişlerin ardından normal seviyelere indiği gözlemlenmektedir. Literatürde, kısa süreli ve bugün bahse konu olan sınırlardaki içme suyu Alüminyum  sevilerindeki yükselmelerin sağlık etkilerine ilişkin  bir değerlendirme yoktur.

Diğer taraftan konuya ilişkin sürekli mevzuata vurgu yapan SASKİ'nin ve yöneticilerinin  kamuoyunu olayın başlangıcından beri  bilgilendirmemesi ve aydınlatmaması en büyük eksiklik olmuştur. Şikayetlerin üzerinden günler geçmesi rağmen şehir şebeke suyunda Alüminyum miktarının yüksek olduğuna ilişkin açıklama  SASKİ yerine İl Sağlık Müdürlüğü'nden gelmiştir. Bu açıklamada da olay "bir kaç ölçümde hafif düzeyde yüksek çıkmıştır" şeklinde adeta geçiştirilmiştir.

Mevzuata bakıldığında, her iki kurum için de;  "tüketicilere bilgilendirmenin  hala yapılmaması, durumun yeterince izah edilmemesi" tutumu  başlı başına bir yönetmelik ihlalidir.

Yaşam kaynağı olan suya ve onu yüz binlerce insanımızın tüketimine sunan kurumlara önerimiz; toplumdan ve onu temsil eden demokratik kurumlardan hiçbir bilgiyi saklamadan zamanında bilgilendirme yapmaları, kamuoyunu şüpheye sevk edecek tutumlara yönelmemeleridir. Bundan sonra suya ilişkin yapılacak çalışmaları an be an kamuoyuyla paylaşmaları, gerekirse bu konuda sözü kurulacak bilimsel bir heyete vermeleridir.

Saygılarımızla kamuoyunun bilgilerine sunarız."