50 yaştan sonra kolon kanserine dikkat
SAĞLIK // 01 Eylül 2018 Cumartesi 20:00

Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Serkan Uysal, belirti vermeden yavaş ilerleyen kolon kanserinin, özellikle 50 yaş üzerindeki kişileri tehdit ettiğini söyledi.

50 yaştan sonra kolon kanserine dikkat

Medicana Samsun Hastanesi Öğretim Üyesi Serkan Uysal, kolon kanseri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Kolon kanserinin dünyada her yıl 655 bin kişinin ölümüne neden olan kanser türleri arasında erkeklerde en yaygın üçüncü, kadınlarda ikinci sıklıkla görülen, ölüme sebep olan türler arasında da üçüncü kanser türü olduğunu belirten Dr. Uysal, “Belirti vermeyen ve yavaş ilerleyen kolon kanseri, özellikle 50 yaş ve üzerindeki kişileri tehdit etmektedir.


Vücutta, ince bağırsağın bitim yerinden makata kadar olan kısım kolon (kalın barsak) olarak adlandırılır. Kolon kanserinin oluşmasında beslenme alışkanlığı ve genetik faktörlerin etkin rolü vardır” dedi.



Risk altındaki yaş grupları


Kolon kanserinin sıklıkla 50’li yaşların üzerinde ortalama 65-70 yaş arasında görüldüğünü belirten Dr. Serkan Uysal, “Ailesinde erken yaşta kolon kanseri olmayanların, 40 yaş altında bu hastalığa yakalanma olasılığı düşük olmakla beraber 40-50’li yaşlardan itibaren bu olasılık giderek artar. Kolonda, bağırsak iç kısmında bulunan ve ‘polip’ denilen et parçalarının varlığı riski artırır. Kişiye daha önceden kolon kanseri teşhisi konmuş ve tedavi görmüş olsa da, risk devam etmektedir. Yumurtalık, rahim ve meme kanserli hastalar da kolon kanseri açısından risk altındadır. Sigara kolon kanserine yakalanma riskini artırır. Beslenme alışkanlıkları kolon kanseri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Posadan fakir olan, kırmızı etten zengin ancak meyve ve sebzeden fakir yemek yeme alışkanlıkları riski artırır. Düşük selenyum düzeyi, iltihabi bağırsak hastalıkları, bazı virüs türleri, endüstrileşmiş ülkeler gibi çevresel faktörler (fast food, işlenmiş besinler), ağır alkol tüketimi kolon kanserine yakalanma ihtimalini artırır. B6 vitamini alınımı kanser riskini azaltır. Fiziksel olarak aktif insanların kansere yakalanma riski düşüktür” diye konuştu.


Genetik olarak geçen kolon kanseri hakkında bilgi veren Uysal, “Ailesel genetik tanımlamada bağırsak kanseri teşhisi varsa, bu geçmişe sahip kişide de mutasyona uğramış bir gen nedeniyle bağırsak kanserinin ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir. Bu koşullar bilimsel anlamda şöyle tanımlanabilir; ailenin aynı kanadından (anne, dayı, büyükanne) en az iki akrabada bağırsak kanseri varsa, yakın akrabalardan biri 50 yaşından önce bağırsak kanserine yakalanmışsa ya da ailenin aynı kanadında bağırsak kanseri ya da rahim kanseri mevcutsa bunlar genetik yatkınlığı artırır. 40’lı yaşlardan itibaren erken teşhis için gerekli tetkikler yaptırılmalıdır” şeklinde konuştu.



Erken teşhis ve tedavi


Serkan Uysal, kolon kanserinin enken teşhis ve tedavisi hakkında şu bilgileri verdi:


“Bu amaçla kolerektal kanser taraması yapılır. Kolerektal kanser taraması içinde dışkıda gizli kan bakılması, ilaçlı barsak filmi denilen kolon grafisi, kolonoskopi, sanal kolonoskopi denilen bilgisayarlı tomografi ile inceleme, dışkıda DNA testleri yapılabilir. Bu yöntemler içinde genellikle en uygunu hem direkt tanı koyması hem de gerektiğinde işlem sırasında görülebilecek kanser habercisi poliblerin çıkarılarak tedavisinin sağlanabildiği kolonoskopidir. 50 yaş ve üzerinde toplumda herkese tarama yapılması, eğer kolon kanseri riskinde artış oluşturacak başka bir sebep varsa riske göre daha erken yaşlarda bu taramaların yapılması uygundur. Kolonoskopide alınan poliplerin üzerinde, kanser erken evrede yakalandığında ameliyat gerekmeyebilir, bu hastalar yakın takibe alınır. Kanser ileri evredeyse durumuna göre ya doğrudan ameliyat yapılır, yada önce kemoterapi denilen ilaç tedavisi ile tümör yükünün azaltılması sonrasında ameliyat yapılabilir. Ameliyat açık veya laparoskopik denilen kapalı işlemle yapılabilir. Bazen çok ileri evrelerde, bağırsak tıkanması ve karın şişkinliği ile acilen ameliyat yapılan hastalarda bağırsağın ucu karına alınabilir. Daha sonra doktor kararına göre, ilaç ya da ışın tedavisi de tedaviye eklenebilir.”