Bu da tuhaf bir söyleşi
GÜNCEL // 14 Kasım 2019 Perşembe 23:10
Bu da tuhaf bir söyleşi

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesinde düzenlenen “Tuhaf Olmak Üzerine Bir Söyleşi" ile tuhaflık kavramı ve insanların bu yöndeki davranışları farklı boyutlarıyla ele alınırken, öğrencilerin birbirinden güzel ve özel şovları da söyleşiyi daha renkli hâle getirdi.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesinde düzenlenen “Tuhaf Olmak Üzerine Bir Söyleşi" ile tuhaflık kavramı ve insanların bu yöndeki davranışları farklı boyutlarıyla ele alınırken, öğrencilerin birbirinden güzel ve özel şovları da söyleşiyi daha renkli hâle getirdi.


Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Sosyal Etkinlik Komisyonu ile Hemşirelik ve Halk Sağlığı Topluluğu iş birliğinde fakültenin konferans salonunda organize edilen söyleşide, Hemşirelik Bölümü Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Oya Sevcan Orak ve Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Serap Güleç tuhaf olmanın insandaki özgün ve otantik varoluşu ortaya çıkardığını dile getirdiler.



“Tuhaf ya da farklı durum ve olayların insanları motive ettiğine inanıyorum”


Etkinlik öncesi söz alan Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Terzi, tuhaf olmanın birey üzerindeki etkileri ve yansımalarına dair, “Tuhaf olmak; herhâlde biraz daha farklı olmak, herkes gibi olmamak anlamına geliyor. Ben de zaman zaman öyle olmayı tercih edenlerden biriyim, yani farklı olmak gerektiğini düşünüyorum ama bu durum tuhaf mıdır, değil midir, bunu toplumun takdirine bırakmak gerekiyor. Öyle ki bazen çocuğunuz, anneniz, babanız yahut arkadaşınız sizi tuhaf bulabilir. Tabii, bu tuhaflığın insana biraz da güç ve enerji kattığını düşünüyorum. Böylelikle yaşlanmıyorsunuz, kendinizi genç hissediyorsunuz. Kimi zaman çocuksu hareketler yapmak iyi geliyor, bu yaptıklarınızı bazen kendiniz de anlamlandıramıyorsunuz ancak bunların önemli olduğunu, bir nevi deşarj veya motive olmanıza yardım ettiğini kabul edebiliriz. Kimileyin de tuhaf arkadaşlarla, dostlarla ya da aile bireyleriyle bir araya gelmek, işte bugün burada olduğu gibi insanları biraz rahatlatıyor ve bir motivasyon kaynağı yaratıyor kanaatindeyim. Tuhaf olarak adlandırılan ve herkes tarafından farklı algılanan bu durum ve olayların, işimizde ve sosyal hayatımızda hepimizi daha aktif hâle getirdiğini düşünen bir kişiyim. İyi bir etkinlik olmasını temenni ediyorum, bakalım bizleri neler bekliyor?” dedi.


Söyleşi, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği yüksek lisans öğrencisi Yiğit Tolga Cezgizhan'ın; Instagram üzerinden gönüllü katılımcılarla yaptığı ve insanların, tuhaflığı nasıl algıladığı ve yorumladığıyla ilgili röportajı ile başladı. Ardından Dr. Öğr. Üyesi Oya Sevcan Orak ve Dr. Öğr. Üyesi Serap Güleç, gerçekleştirdikleri keyifli ve ufuk açıcı söyleşinin amacını “Söyleşideki hedefimiz, felsefi bakış açısıyla birlikte tuhaf kelimesinin anlamından tutun, dünyada gördüğümüz tuhaflıklara kadar bu kavram üzerine eğilmek ve bu durumun hayatımızdaki yansımalarını tartışmak” diye özetlediler.


Söyleşilerinde ünlü bilim insanlarının, filozofların ve edebiyatçıların aforizmalarından (özlü söz) ve bu kişilerin sergiledikleri bazı tuhaf davranışlardan bahseden Dr. Öğr. Üyeleri Orak ve Güleç, “Özelliklerimiz, parmak izlerimiz, DNA'larımız farklıyken, biz insan olarak kendimiz gibi davranmaya başladığımızda yani özümüze döndüğümüzde neden bu durum tuhaf olarak algılanıyor. Allah bile her şeyi farklı yaratmışken bu farklılıklar ön yargıyla karşılanıyor. Belki de otantik olan ve benliğimize hizmet eden şey; insanın kendi sınırlarından kayıp daha özgürleşebileceği, deyim yerindeyse kabuğunu kırabileceği alanlardır” değerlendirmesinde bulundular.



“Önemli olan; insanın kendi otantik ve farklı varoluşunu keşfedebilmesidir”


İnsanın hayatta başına gelen çoğu şeyin kendi seçimi olduğunu vurgulayan Hemşirelik Bölümü öğretim üyeleri Orak ve Sevcan, sözlerini şöyle sürdürdüler:


“Özgürlük seçim demektir, seçim de bedel ödemeyi gerektirir. Asıl önemli olan; insanın kendi otantik, farklı varoluşunu keşfedebilmesidir. Maalesef nefret etme üzerine kurulu bir sistemde yaşıyoruz. Nefret etmeyi, insanların kusurlarını görmeyi seçiyoruz; sevme kapasitemizi göz ardı ediyoruz. İnsanların hakkında konuşuyoruz, arkalarını döndüklerinde dedikodusunu yapıyoruz. Ama o insanın güzel bir vasfını görmek yönünde bir gayrette bulunmuyoruz, bu doğrultuda bir kapasite geliştirmiyoruz. Asıl tuhaflık bu işte: Nefret etme kapasitemiz. Oysa sevme kapasitemizi geliştirmeliyiz, insanda olan güzelliği görmemiz lazım ve bunu başardığımız zaman, gerçekten hem kendimizi sevmeyi öğreneceğiz ve dünyada otantik bir varoluş için anlamlı bir eylemde bulunmuş olacağız.”


Dr. Öğr. Üyeleri Orak ve Güleç söyleşide ayrıca, insanların önce tuhaf olarak addettikleri ancak sonradan hayran kaldıkları ya da alkışladıkları durum ve olayları kısa video görüntüleri eşliğinde katılımcılarla paylaştılar.



Öğrencilerden sıra dışı gösteriler


Söyleşi sonrasındaysa etkinlikte tartışılan tuhaflık kavramının özüne uygun olarak öğrenciler; insanların zaman zaman dış görünüşüne, konuşmasına ve eğlence biçimine yansıyan tuhaflığı, söyledikleri şarkılar, dans gösterisi, düzenledikleri defileyle gözler önüne serdiler. İlk olarak Boney M. Grubu'nun 1970'lere damgasını vuran “Daddy Cool” şarkısını danslarıyla icra eden öğrencilerin şovu, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği yüksek lisans öğrencisi Muhammet Lomanov'un sözü ve müziği kendisine ait olan rap parçasıyla devam etti. Öğrencilerin; standartların dışına çıkan, olağan dışı defilesi ise etkinliğin keyfini ve neşesini zirveye çıkarırken, akademisyenlerin ve öğrencilerin hep birlikte “Erik Dalı Gevrektir” türküsüyle oynamaları renkli ve eğlenceli görüntülere sahne oldu.