Babacan: “keyfi Bir Ekonomi Politikası Uygulama Lüksümüz Yok”
EKONOMİ // 25 Mayıs 2015 Pazartesi 00:00

Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin 15. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, muhalefetin seçim vaatlerini değerlendirdi. Babacan vaatlerle ilgili olarak “Türkiye’yi, batmış olan Avrupa ülkelerinin durumuna düşürmeye yönelik adımlar” olarak değerlendirmesinde bulunarak “Keyfi bir ekonomi politikası uygulama lüksümüz yok” dedi.

Ekonomiden sorumlu Başbakan yardımcısı Ali Babacan, İstanbul’da düzenlenen Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin (TSPB) 15. Olağan Genel Kurulu’na katıldı. Genel kurula Ali Babacan’ın yanı sıra TSPB Başkanı İlhami Koç, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vahdettin Ertaş, Borsa İstanbul Genel Müdürü Tuncay Dinç ile çok sayıda yetkili katıldı.

Programda konuşan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Bankacılık sektörünün bazı sınırlara dayandığını ve tedbir alınmasının gerektiğini ifade ederek, “Türkiye’de sermaye piyasalarımız bundan sonraki ekonomik büyümemizin tam da merkezinde olmak zorunda. Niye derseniz bankacılık sektörüyle ilgili artık bazı sınırlara doğru yaklaşıyoruz. Bizim bankalarımızın toplam aktif büyüklüğü toplam gayrı safi yurt içi hasılamızı geçti. Bu olabilir. Ama daha da dikkat edilmesi gereken husus toplam krediler mevduatı geçti. Yani mevduatın yüzde 121’i kadar bir kredi hacmi oluştu. Biz de hemen tedbir almak zorunda kaldık. Bankalarımızı daha çok öz kaynağa daha çok mevduata yönlendirip daha az dış borçlanmaya yönlendiren tedbirleri aldık. Dış borçlanma için kısa vadeye yönelme vardı. Bu Türkiye’nin kısa vadede dış borçluluğunu artırıyordu. Bankalarımızın için yurt dışından kısa vadeli borçlanmayı daha maliyetli hale getirip, orta ve uzun vadeli borçlanmayı daha az maliyetli hale getirdik. Bakıyoruz ki yeni borçlanmalar hep orta ve uzun vadeye doğru kaymaya başlamış durumda ve bankaların kısa vade dış borcu azalırken orta uzun vade dış borcu artıyor. Bu da iyi bir gelişme” dedi.

Finans çevrelerinin işlerini kolaylaştırmak amacıyla finans mahkemeleri kurulmasının hukuki çerçevesini oluşturduklarını ancak görevlendirmenin çeşitli sıkıntılar nedeniyle yapılamadığını aktaran Ali Babacan, “İhtilafların çözümü konusunda İstanbul Tahkim Merkezimiz tüzel kişiliğine kavuştu. Ayrıca Sermaye Piyasası kanunumuzda bir maddeyle finans mahkemelerini getirdik. Burada bankacılık için sermaye piyasaları için ve sigortacılık için ihtisaslaşmış mahkemelerden bahsediyoruz. Burada yetki Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nda (HSYK). Biz kanunla bunun çerçevesini kurduk. HSYK, o görevlendirmeyi yaparak ihtisas mahkemelerini kurmuş olacak. Malum son dönemde yargı sistemimiz içinde yaşanan sıkıntılar, HSYK’nın yapısının ve yeniden görevlendirmelerinin değiştirilmesiyle ilgili olan süreç maalesef bizim finans mahkemeleri sürecimizi bir miktar gecikmesini beraberinde getirdi. Önümüzdeki dönemde işlerin sakinleşmesiyle birlikte ihtisas mahkemelerinin kurulacağını bekliyoruz” diye konuştu.

Konuşmasında muhalefet partilerinin seçim vaatlerini de isim vermeden eleştiren Babacan, “Seçime giderken şöyle bir bakın. Muhalefet partilerinin ortaya getirdiği projelerinin tamamı Türkiye’yi batmış olan Avrupa ülkelerinin durumuna düşürmeye yönelik adımlar. Ülkeler batıyor sonra oradan nasıl çıkacağız diye çırpınıyor. Çıkabilen ülke sayısı az ama bataklıkta çürüyen ülke sayısı çok. Popülizm ülkeleri yavaş yavaş bataklık zeminine kaydırıyor. Ancak bir ülkede dirayet varsa o ülkenin sadece bugünü değil gelecek nesillerini de düşünen bir iktidar anlayışı varsa o ülkede bakıyorsunuz ki daha rasyonel politikalar uygulanıyor. Bu istikrar ve güven ortamına hep beraber sahip çıkmalıyız. Çok yakın tarihimizde kötü politikalarla istikrarın bozulmasının nelere mal olduğunu hep beraber gördük yaşadık. Bu popülist söylem ve popülizmin hakim olmaya başladığı bir siyasi ortam Allah korusun zemini çok hızlı kaydırır. Ne olduğunu şaşırır bunlar nereden geldi başımıza deriz. Çok tehlikeli çok dikkat etmek zorundayız. Türkiye olarak keyfi bir ekonomi politikası uygulama lüksümüz yok. Bugün aklımıza bu geldi hadi bunu yapalım, yarın sabah da kalkınca aklımıza başka bir fikir daha geldi hadi işin yönünü değiştirelim şunu söyleyelim böyle bir şey yok. Biz cari açığı olan bir ülkeyiz ve bu cari açığı dış finansmanla finanse etmek zorunda olan bir ülkeyiz. Kendi birikimimiz kendi büyümemize yetmiyor” açıklamasında bulundu.